out of - Türkisch Englisch Wörterbuch

out of

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Bedeutungen von dem Begriff "out of" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 26 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
out of prep. dışında
The Dutch soft drugs policy is kept out of the firing line as a result.
Sonuç olarak Hollanda'nın yumuşak uyuşturucu politikası ateş hattının dışında tutulmaktadır.

More Sentences
General
out of prep. için
He did it out of liking me.
Bunu benden hoşlandığı için yaptı.

More Sentences
out of prep. arasından
The three winners were chosen out of 160 entries from 26 countries.
Üç kazanan, 26 ülkeden 160 başvuru arasından seçildi.

More Sentences
out of prep. dışına
Surely it is nobody's intention to force successful and environmentally caring companies out of the market?
Başarılı ve çevreye duyarlı şirketleri piyasanın dışına itmek kimsenin amacı değildir.

More Sentences
out of adv. …dan kaynaklanarak
out of adv. …dan motive olarak
out of adv. …dan yola çıkarak
out of prep. -den dışarı
out of prep. yoksun
out of prep. haricinde
out of prep. -den dolayı
out of prep. -dan
out of prep. -den uzak
out of prep. -den çıkma
out of prep. -den
out of prep. -sız
out of prep. -den yapılmış
out of prep. -in dışında
out of prep. -siz
out of prep. -da.....-ı /-den....-ü/-nin haricinde/(oran olarak)
out of prep. beklenenin üzerinde
out of prep. içeride
out of prep. alışılmışın dışında
out of prep. aralıklı olarak bir yerde
out of prep. olağanın aksine
out of prep. bir yerden

Bedeutungen, die der Begriff "out of" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
out of order adj. arızalı
out of balance adj. dengesiz
out of order adj. bozuk
out of trouble adj. belasız
General
time out of mind n. eskiden beri
person out of work n. işsiz
being out of sorts n. keyifsizlik
time out of mind n. öteden beri
out of wedlock n. evlilik dışı
out of order n. düzeni bozuk
out of kindness n. nezaketten
ten out of ten n. on üzerinden on
out of the contract n. anlaşma dışı
a bolt out of the blue n. hiç beklenmedik bir iş
a bolt out of the blue n. hiç beklenmedik bir haber
a bolt out of the blue n. hiç umulmayan bir iş
a bolt out of the blue n. hiç umulmayan bir olay
a bolt out of the blue n. hiç beklenmedik bir olay
a bolt out of the blue n. hiç umulmayan bir haber
going-out-of-business sale n. tasfiye satışı
out-of-wedlock n. evlilik dışı
out of sight n. gözden uzak
out of focus film n. flu film
out of focus film n. bulanık film
out of memory n. yetersiz bellek
one out of every three n. her üç kişiden biri
two out of five n. beşte ikisi
three out of four n. dörtte üçü
throw someone out of the house n. evden kovmak
one out of three of the patients n. hastaların üçünden bir tanesi
child born out of wedlock n. evlilik dışı dünyaya gelmiş çocuk
beat jack out of doors n. bir kağıt oyunu
beat your neighbour out of doors n. bir kağıt oyunu
beat your neighbour out of town n. bir kağıt oyunu
out-of-course n. rötar yapmış tren
out-of-course n. üniversitede okul uzatma
out of school time n. okul dışı zaman
jack-out-of-office n. koltuğunu kaybetmiş kimse
jack-out-of-office n. makamından kovulmuş kimse
out-of-the-box thinking n. yaratıcı düşünme
out-of-stater n. başka eyalet veya ülkeden gelen ziyaretçi
out-of-doors n. açık hava
out-of-stater n. başka eyalette belirli süre yaşayan kimse
out-of-the-box thinking n. alışılmış olanın dışında düşünme
out of the woods n. düze çıkma
out of pocket n. cepten ödeme sonucu uğranan zarar
place something out of someone 's reach v. bir şeyi biri için imkansız hale getirmek
be out of breath v. soluğu kesilmek
be out of practice v. paslanmak
duck out of v. kaytarmak
go out of date v. modası geçmek
get out of breath v. nefes nefese kalmak
get out of hand v. şirazesinden çıkmak
get out of the way v. kenara çekilmek
sneak out of v. kaytarmak
live out of suitcases v. göçebe hayatı yaşamak
be out of spirits v. keyfi kaçmak
be out of the way v. sapa düşmek
be out of order v. (makine/aygıt) bozulmuş olmak
speak out of turn v. sırası gelmeden konuşmak
stay out of v. uzak durmak
put someone's nose out of joint v. birinin pabucunu dama atmak
be out of place v. abes kaçmak
be out of print v. kitap yayımcısında mevcut olmamak
opt out of v. yapmamaya karar vermek
back out of v. vazgeçmek
wangle out of v. caymak
make sense out of v. anlam çıkarmak
put somebody out of countenance v. şaşırtmak
run out of money v. kesenin dibi görünmek
be out of plumb v. şakulden kaçmak
keep out of v. uzak durmak
be out of fashion v. modası geçmek
jolly someone out of v. tatlı sözlerle birini bir şeyden vazgeçirmek
be out of line v. sıradan çıkmış olmak
get out of hand v. bozulmak
go out of sight v. gözden kaybolmak
put somebody's nose out of joint v. gözden düşürmek
be out of the running v. adaylıktan elenmiş olmak
go out of one's mind v. aklını kaçırmak
be out of place v. yerinde olmamak (her zamanki)
get out of condition v. hamlaşmak
get out of hand v. çığrından çıkmak
squirm out of v. sıyrılmak
back out of v. sözünden dönmek
put out of commission v. mahvetmek
get a promise out of somebody v. söz almak
get out of hand v. idare edilememek
put somebody out of temper v. sinirlendirmek
slip out of v. sıvışmak
strain something out of v. bir sıvıyı süzgeçten geçirip ondan bir şey çıkarmak
be out of practice v. uzun zamandan beri bir şeyi yapmadığı için onu iyi yapamamak
frighten somebody out of his wits v. ödünü patlatmak
grow out of v. doğmak
get out of hand v. çığırından çıkmak
put out of commission v. işlemez hale getirmek
snap out of something v. üzülmemek için kendini zorlamak
get out of a scrape v. yakayı kurtarmak
be out of one's mind v. aklı yerinde olmamak
be out of one's mind v. kafadan kontak olmak
beat the tar out of somebody v. komalık etmek
be out of touch with v. habersiz olmak
run out of v. kovmak
feel out of sorts v. keyfi yerinde olmamak
get something out of one's system v. vücudu bir şeyi atmak
get out of v. sağlamak
be out of character v. (bir davranış için) birinin her zamanki davranışlarına uymamak
squeeze money out of somebody v. para sızdırmak
grow out of v. büyüdüğü için giyememek (bir giysiyi)
step out of line v. çizginin dışına çıkmak
keep out of sight v. hiç görünmemek
be out of luck v. şansı olmamak
be out of luck v. şansı yaver gitmemek
keep something out of v. uzak tutmak
pull out of v. çıkmak (bir işten)
be out of breath v. nefesi kesilmek
wheedle something out of someone v. dil dökerek birinden bir şey koparmak
sneak out of v. gizlice çıkarmak
talk somebody out of something v. caydırmak
be out of one's mind v. çok öfkeli olmak
get out of v. sıyrılmak
get scared out of one's wits v. üç buçuk atmak
get out of v. kazanmak
grow out of v. olgunlaşıp vazgeçmek (kötü bir şeyden)
get out of the way v. savulmak
be out of sync v. senkronize edilmemiş olmak
drive someone out of his mind v. çileden çıkarmak
put out of action v. bozmak
boot somebody out of something v. pasaportunu eline vermek
put one's nose out of joint v. birisinin işini bozmak
be out of the woods v. hasta hayati tehlikeyi atlatmış olmak
be out of date v. süresi dolmak
take the bread out of somebody's mouth v. ekmeğine mani olmak
take the mickey out of somebody v. alay etmek
get out of order v. bozulmak
argue someone out of something v. tartışarak birini bir şeyden vazgeçirmek
be out of line v. uygunsuz olmak
be out of a job v. işsiz olmak
chisel somebody out of something v. madik atmak
put someone's nose out of joint v. birinin pabucunu dama attırmak
be out of control v. frenlenemez olmak
kick the hell out of somebody v. öldüresiye dövmek
run out of time v. birinin vakti kalmamak
get out of v. inmek
stay out of v. dışında kalmak
be out of shape v. formdan düşmüş olmak
put out of sight v. saklamak
push someone out of v. birini iterek (bir yerden) çıkarmak
be out of line v. yakışık almamak
get something out of one's system v. çok arzuladığı bir şeyi arzulamaz olmak